
Helal Etiketli Sistem, Haramın Kılık Değiştirmiş Hali mi?
“Faizsiz finans” iddiasıyla kurulan katılım bankacılığı sistemi, yıllardır Müslüman halkın ekonomik alternatif arayışına umut oldu. Bankalara güvenmeyen, Allah’ın faizi haram kılmasından dolayı titizlikle davranan insanlar, bu sistemi helal bir liman sandı. Ama ben bu yazıda, bu sistemin gerçekten Allah’ın koyduğu sınırları koruyup korumadığını, yoksa yalnızca faizi farklı isimlerle servis eden yeni bir düzen mi olduğunu araştıracağım.
İslam’ın ticarete cevaz verip faizi yasakladığı açık. Peki soruyorum:
📌 Bir malı hiç satın almadan, tapuyu bile üzerine almadan “ben sana vadeli satıyorum” demek ticaret midir?
📌 Bir insanın evini kağıt üzerinde satın alıp, 10 dakika içinde ona geri satmak hangi ticari mantığa, hangi fıkhi temele dayanır?
📌 Sadece “kâr payı” deyince, Allah’ın haram dediği şey helal mi olur?
Bu yazı, bu soruların peşinden giden dürüst bir arayıştır. Cevap, açık ve rahatsız edici olabilir. Ama hakikat rahatsız etmeden uyandırmaz.
⸻
Kuran Ne Diyor? Faiz Yasağı Net, Oyunlara İzin Yok
Kur’an-ı Kerim’de faiz açıkça yasaklanır:
“Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı…” (Bakara, 275)
“Faizden arta kalanı bırakın. Aksi takdirde Allah ve Resulü’ne savaş açtığınızı bilin.” (Bakara, 278-279)
Allah burada sadece faizi yasaklamıyor, aynı zamanda faizi ticaret gibi gösterenlerin gerekçelerini de reddediyor. Faizciler, “ticaret de faiz gibi” derdi. Allah, bu kıyası geçersiz saydı. Çünkü ticaret riskli ve mülkiyet temelli bir kazançtır; faiz ise risksiz ve haksız kazançtır.
Peki bugünkü katılım bankacılığı sistemi gerçekten ticaret mi yapıyor? Yoksa risksiz ve garantili kazanç mı hedefliyor?
⸻

Şeklen Murabaha, Özde Kredi
Katılım bankacılığı genellikle murabaha (vadeli satış) modeliyle çalışır. Teorik olarak şöyle işler:
1. Müşteri bir mal almak ister.
2. Banka malı peşin satın alır.
3. Banka, üzerine kâr koyarak müşteriye vadeli olarak satar.
Buraya kadar her şey güzel. Ama pratikte durum başka.
Gerçek Uygulama:
• Banka, malın tapusunu üzerine almaz.
• Satıcıya ödeme yapar, mal doğrudan müşteriye geçer.
• Banka yalnızca bir kağıt üzerinde “ben satın aldım, şimdi sana satıyorum” der.
• Ardından kâr payı koyup, taksit taksit geri ödeme alır.
Yani aslında bir alışveriş değil, klasik kredi sözleşmesi uygulanır. Sadece adına “murabaha” denir, faiz yerine “kâr” yazılır.
⸻
Din, Kağıt Üstüyle Değil Gerçekle Hüküm Verir
Bu noktada Allah’ın şu emrini hatırlayalım:
“Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı güzel şeyleri kendinize haram etmeyin. Aşırı gitmeyin. Allah, aşırı gidenleri sevmez.” (Maide, 87)
İslam, şekli değil özü esas alır. Ticaretten maksat malın el değiştirmesi, riski üstlenerek gerçek kazanç elde edilmesidir.
Peygamber Efendimiz de açıkça buyurmuştur:
“Sahip olmadığın şeyi satma.” (Tirmizi, Büyû’, 19)
Oysa bugün katılım bankacılığı, sahip olmadığı malları kağıt üstünde satıyor. Sadece vergi ve tapu masrafı çıkmasın diye “vekalet verdim” diyerek işin içinden çıkıyor.
Yani Allah’ın hükmünü işletmek yerine, ona bir çıkış kapısı arıyor.
⸻
Evi Satıp Geri Almak: Bay’ al-‘Iyneh Hilesi
Daha çarpıcı bir örnekse şu:
• Vatandaş fon istiyor.
• Banka, “evini bize sat, sana para verelim; sonra evi sana vadeli geri satalım” diyor.
• Tapuya gidilmiyor, fiilen alışveriş yok.
• 1 milyon TL alınıyor, 1.300.000 TL taksitle geri ödeniyor.
Bu işlem, klasik fıkıhta “bay’ al-‘ıyneh” adıyla bilinir. Yani:
Malı peşin sat, aynı malı vadeli geri al. Hedef? Borç verip fazlasıyla geri almak.
İmam Malik, Şafii ve Hanbeli mezhepleri bu işlemi haram sayar. Çünkü bu, faizi kılıfla gizlemekten başka bir şey değildir.
⸻
Kuranî Ölçü: Boşanma Ayetindeki Derin Mesaj
Kuran’daki Bakara Suresi 230. ayeti, bu konuda müthiş bir örnektir:
“Eğer erkek hanımını üç kere boşamışsa, kadın başka bir erkekle evlenmedikçe tekrar helal olmaz.”
Neden böyle katı bir hüküm var?
Çünkü Allah, şekilcilikle dini delmeye çalışanlara kapı bırakmaz.
Eğer bu hüküm olmasaydı, insanlar “boşandım, tekrar evlendim” oyununa girerdi. Ama Allah der ki: “Hayır, önce başka biriyle gerçek bir evlilik yapacaksın. Sonra boşanırsan dönebilirsin.”
İşte bu, Allah’ın koyduğu sınırların delinemeyeceğinin en açık örneğidir.
Bugünkü katılım bankacılığı sistemi de aynen böyle:
📌 Helal gibi gösterilen ama özünde faiz ile aynı yapıda bir düzen kurulmuş.
📌 Mülkiyet el değişmeden “satın almış gibi”, risk alınmadan “ticaret yapılmış gibi” davranılıyor.
📌 Ve biz Müslümanlar, buna helal deyip gönlümüzü rahatlatıyoruz.
⸻
Reel Finansal Örnek: 10 Milyonluk Ev Alımı
• İstanbul’da ev almak için 10 milyon TL fon alınıyor.
• Banka, tapuya gitmeden, vekaletle işlemi yapıyor.
• Geri ödeme: ~13.5 milyon TL
• Kâr oranı: Aylık %2,9 civarı → yıllık %40 civarı
• Banka evi tapusuna alsa, ekstra vergi: ~900.000 TL
• Ama bu yükü almamak için iş kağıt üzerinde yapılıyor.
Yani şeklen helal, özde risksiz borç verip fazlasını alma. Başka bir ifadeyle: faiz.
⸻
Bu İşlemlere Dinen Caiz Diyemeyiz!
Tüm bu incelemeler, fıkıh literatürü, hadisler ve Kuran ayetleri ışığında açıkça ifade ediyorum:
📌 Katılım bankacılığında, malın fiilen mülkiyete geçirilmediği, sadece kağıt üstü satış yapıldığı işlemler caiz değildir.
📌 ‘Evi bankaya satıp geri alma’ gibi işlemler, İslam’da net biçimde yasaklanan bay’ al-‘ıyneh kapsamındadır.
📌 Allah’ın haram kıldığı faizi, başka adlarla pazarlamak, hükmü dolanmak değil midir?
📌 İslam, sadece ad değişikliğini değil, işlemin özünü dikkate alır.
⸻
Son Söz: Müslümanlık Sadece Sözle İman Ettim Demek Değil, İrade İster
Bugün birçok insan, gerçekten faizden kaçmak için çaba gösteriyor. Fakat karşısına çıkan sistem, ona faizsiz denilen ama faize bire bir benzeyen işlemler sunuyor. Bu noktada biz Müslümanlara düşen görev; sorgulamak, araştırmak, gerekirse reddetmektir.
Allah’ın sınırlarıyla oynamak kimseye kazandırmaz.
Ve bilmeliyiz ki:
“Onlar Allah’ı aldatmaya çalışırlar; halbuki Allah onların kalplerindekini bilmektedir.” (Nisa, 142)
Ben yazdım, anlattım, araştırdım.
Şimdi sorumluluk sizde.
Helal sandığınız sistemle yüzleşmeye hazır mısınız?
